İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazı etiketleri “bertrand russell”

Le Tembellique: “Hiçbir şey yapmamak tatlıdır”

"Dolce far niente"
İtalyanlar tembelliği romantikleştirmiş ve bunu başlıktaki gibi bir özdeyişle taçlandırmışlar. İtalyanlara daha sonra tekrar değineceğim.
Sevgili arkadaşlarım! Bugün irdeleyeceğimiz konu 3. dünya ülkelerinin vebası olan 'Tembellik'.
Sürekli Batı'nın bize nasıl kendi kültürünü tükürdüğünden, Batı'nın kültürümüzü yozlaştırdığından yakınıyoruz. Geçmişte öyleydi bugün de öyle. Bir şeyler yapmadan sadece şikayet. Yılgınlık bizim milletimizin de içinde bulunduğu tüm Ortadoğu ve Afrika kıtasını esir almış. İnsanlar, fiziki hareketi geçtim düşünme eylemini bile yapmaya üşeniyorlar. Teknolojinin gelişmesine falan bağlayacağım yok(ilerde değineceğim çünkü); O teknolojiyi geliştirenler ve gelecekte de geliştirecekler neden üşenmiyor peki? Teknolojinin henüz bu kadar gelişmediği zamanlarda İbn Haldun ve Mehmet Akif Ersoy coğrafyamızın tembelliğinden yakınıyordu. İbn Haldun teori olarak sıcak iklimlerde yaşayan insanların tembelliğe daha yatkın olduğunu ileri sürmüş. Bu, şahsen benim de yıllardır benimsediğim bir görüştü, kendi kendime düşünmüştüm bunu :D Evet bu muhteremler 600- 700 sene önce bile bu coğrafyadan umudu kesmiş:) Şurada Mehmet Akif Ersoy'un geri kalmışlık ve tembellik düşünceleriyle ile alakalı güzel bir makale var. Geçenlerde Paul Lafargue'ın Tembellik Hakkı kitabını okuduğumu ve beğendiğimi hatırlayanlar hemen 'hani tembellik iyiydi?' diye eleştirmeyin. Kitap genel olarak tarladaki işi öven, kapitalizmi eleştiren bir içeriğe sahip. Fransızlara sürekli 'siz iğrenç salaklarsınız, kendi toprağınızı ekip yemek varken şehirdeki fabrikalarda para babalarının ceplerini dolduruyorsunuz' falan diye çıkışıyor. Okumanızı tavsiye ederim. İbn Haldun'un bu konudaki görüşlerini de şöyle paylaşayım:

“Çalışmak abartılmış bir erdemdir”-Bertrand Russell

Bertrand Russell, 1932’de yayınlanan “Aylaklığa Övgü” adlı metninde çalışkanlığın abartılmış bir erdem olduğunu ve bireyin kendi ilgi alanlarına ayırdığı boş zamanın medeni yaşamın bir gerekliliği olduğunu savundu. Ayrıca yaşadığı dönemde üretimde mekanikliğin öyle bir boyuta ulaştığına inanıyordu ki, ona göre topluma yararlı olmak için haftada yirmi saatten fazla çalışmak gereksizdi. İşsiz sayısı çok yüksek olmasına rağmen geriye kalan kesimin de aşırı çalıştırıldığını gördü. Günümüzde de geçmişe oranla çok daha verimli üretim kaynaklarına sahip olmamıza rağmen hala “aylaklığın” adil dağıtımından bir hayli uzaktayız.