İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yazıların kategorisi: “Genel”

Katlanamıyorum

Seneler birbirini kovaladıkça değişiyorum, herkes gibi. Değişmeyen tek bir özelliğim: insanlara katlanamama seviyemin gittikçe yükselmesi. Bazen huysuz insanlara katlanamıyorken zaman zaman tolere edebiliyorum; bazen algı seviyesi düşük kişiler oluyor katlanamadıklarım. Ben aşırı zeki bir 'Marie Curie' değilim ancak algı seviyemin ve neyi anlayıp neyi anlayamadığımın farkındayım. Anlayamadığım konulara hiç girmem; bu konularda konuştuğumu hiç göremezsiniz zaten sıkıntıdan gözlerim kapanır hemen. Amaa benim özellikle araştırdığım, farkında olduğum, gündelik b*ktan bir mesele dahi olsa sayfalarca okumalar yaptığım konular hakkında bana aksi bir nutuk çekilmesine katlanamıyorum. Sedat Peker gibi 'lan bırak!' diyip yumruğu masaya vurasım geliyor...

Le Tembellique: “Hiçbir şey yapmamak tatlıdır”

"Dolce far niente"
İtalyanlar tembelliği romantikleştirmiş ve bunu başlıktaki gibi bir özdeyişle taçlandırmışlar. İtalyanlara daha sonra tekrar değineceğim.
Sevgili arkadaşlarım! Bugün irdeleyeceğimiz konu 3. dünya ülkelerinin vebası olan 'Tembellik'.
Sürekli Batı'nın bize nasıl kendi kültürünü tükürdüğünden, Batı'nın kültürümüzü yozlaştırdığından yakınıyoruz. Geçmişte öyleydi bugün de öyle. Bir şeyler yapmadan sadece şikayet. Yılgınlık bizim milletimizin de içinde bulunduğu tüm Ortadoğu ve Afrika kıtasını esir almış. İnsanlar, fiziki hareketi geçtim düşünme eylemini bile yapmaya üşeniyorlar. Teknolojinin gelişmesine falan bağlayacağım yok(ilerde değineceğim çünkü); O teknolojiyi geliştirenler ve gelecekte de geliştirecekler neden üşenmiyor peki? Teknolojinin henüz bu kadar gelişmediği zamanlarda İbn Haldun ve Mehmet Akif Ersoy coğrafyamızın tembelliğinden yakınıyordu. İbn Haldun teori olarak sıcak iklimlerde yaşayan insanların tembelliğe daha yatkın olduğunu ileri sürmüş. Bu, şahsen benim de yıllardır benimsediğim bir görüştü, kendi kendime düşünmüştüm bunu :D Evet bu muhteremler 600- 700 sene önce bile bu coğrafyadan umudu kesmiş:) Şurada Mehmet Akif Ersoy'un geri kalmışlık ve tembellik düşünceleriyle ile alakalı güzel bir makale var. Geçenlerde Paul Lafargue'ın Tembellik Hakkı kitabını okuduğumu ve beğendiğimi hatırlayanlar hemen 'hani tembellik iyiydi?' diye eleştirmeyin. Kitap genel olarak tarladaki işi öven, kapitalizmi eleştiren bir içeriğe sahip. Fransızlara sürekli 'siz iğrenç salaklarsınız, kendi toprağınızı ekip yemek varken şehirdeki fabrikalarda para babalarının ceplerini dolduruyorsunuz' falan diye çıkışıyor. Okumanızı tavsiye ederim. İbn Haldun'un bu konudaki görüşlerini de şöyle paylaşayım:

KARA(NTİNA) KOMEDİ

10 Mart 2020: Ülkemizde ilk vakanın açıklandığı ve Sağlık Bakanı Fahrettin bey ile tanıştığımız tarih. Yılların sağlık çalışanı olarak Fahrettin Bey’i ilk kez öğreniyordum, aşırı cahillik. Akşam virüsle alakalı açıklama yapılacağını öğrendiğimde, meraktan evin içinde deli danalar gibi dolandım:
“Bihter neyi itiraf edecek Firdevs hanım, Behlül'le ne ilgisi var?”
Gece 12’ye kadar bekledikten sonra malum açıklama yapıldı ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir döneme giriş yaptık:

ASTROLOJİK TİPLEMELER

Hint ve Batı Astrolojisinden tarotuna kahve falından okültizme doğru uzanan geniş spektrumlu bir sözde ilmi geçmişe sahibim. Öylece oturup kendimi rahatlatamayacağım için meditasyon ve yoga işine hiç bulaşmadım. Hiç yapmamış dahi olsam bu kalıbın içinde olduğum için kafa yapılarını ve huzur seviyelerini bir nebze anlarım. Geneli huzur ya da cevap bulmaya çalışan farklı kişiler olur ama zamanla herkes bir diğerinin kopyası haline gelir. Enerji, Reiki, Kundalini vs bunların etkisini eleştirecek ya da kanıtlayacak merci değilim, ben sadece tiplemeleri eleştirir giderim...

AŞI KARŞITLIĞI

Özellikle son yıllarda aşı tereddüdü ve karşıtlığı tüm dünyada yayılıyor. Aşı; hastalıklardan korunmak için başvurulan güvenli ve etkili yöntemlerin en başında geliyor. Tüm dünyada özellikle bebeklik ve çocukluk çağındaki aşılama programları oldukça başarılı olmuş ve aşı ile önlenebilir hastalıklar büyük bir oranda azaltılmıştır.
Aşılama yöntemi sayesinde kişinin vücudu, söz konusu hastalığa yakalanmadan mikrobu ve virüsü tanıyor; onlara karşı antikor üretip savunma mekanizması oluşturarak savaşmayı öğreniyor. Böylelikle kişinin bağışıklık sistemi güçlenmiş olur.

YENİ KORONAVİRÜS FORMUMUZ HAYIRLI OLSUN✂

Dünden beri birkaç sitede "Koronavirüs mutasyona uğradı" "Avrupa ülkeleri İngiltere ile olan uçuşları durdurdu" haberini görünce yine trolleniyoruz sandım; olmayacağından değil, Koronavirüs salgınının başından beri benzer haberleri gördüğümüz için. BBC ile birlikte birkaç haber sitesini kontrol edince kısa bir error verdim. Koronavirüsün yeni varyantınının(formunun) %70 daha bulaşıcı olduğunu bizzat Başbakan Boris Johnson açıklamış. Noel'de zaten olacağını tahmin ettiğimiz gibi çok geniş kapsamlı karantina getirilecek.
İşin kötüsü yeni tip varyant ilk olarak Eylül ayında tespit edilmiş. Kasım ayında Londra'daki vakaların yaklaşık dörtte biri yeni varyantmış. Bu, Aralık ayı ortasında vakaların yaklaşık üçte ikisine ulaşmış. Yani ilk tespit edildiğinden bu yana yaklaşık 3,5- 4 ay geçti ve düğer ülkeler İngiltere ile olan seyahati yeni durdurdu. Çin'deki ilk vakadan 2 ay sonra virüsü öğrenmemiz ile hemen hemen aynı süreç.

“Çalışmak abartılmış bir erdemdir”-Bertrand Russell

Bertrand Russell, 1932’de yayınlanan “Aylaklığa Övgü” adlı metninde çalışkanlığın abartılmış bir erdem olduğunu ve bireyin kendi ilgi alanlarına ayırdığı boş zamanın medeni yaşamın bir gerekliliği olduğunu savundu. Ayrıca yaşadığı dönemde üretimde mekanikliğin öyle bir boyuta ulaştığına inanıyordu ki, ona göre topluma yararlı olmak için haftada yirmi saatten fazla çalışmak gereksizdi. İşsiz sayısı çok yüksek olmasına rağmen geriye kalan kesimin de aşırı çalıştırıldığını gördü. Günümüzde de geçmişe oranla çok daha verimli üretim kaynaklarına sahip olmamıza rağmen hala “aylaklığın” adil dağıtımından bir hayli uzaktayız.

ÇİFT AŞAMALI YÜZ TEMİZLEME

Cilt konusunda bilirkişi değilim ancak çalıştığım sektör, konuya olan ilgim ve geçmişteki cilt bakımı facialarımdan öğrendiğim bir takım -faydalı olduğunu sandığım- tecrübelerimi paylaşacağım. Özellikle son 1 ayda havaların soğumasıyla, yazın güneş koruyucu kullanmayarak gelmişine geçmişine rahmet okuttuğumuz cildimizi onarma işine giriştik.

EKONOMİ SÜPER!

Şu aralar Sahibinden.com’da sürekli 2. el arabalara bakıyorum; hemen bozulmayacak ya da daha az tamir gerektirecek olanlar 60-70’ten başlıyor. 2015’te sıfır hali 55- 60.000 olan otomobil bugün 110.000 TL. Değerinin kullanıldıkça düşmesi gerekirken ikiye katlanması aşırı saçma? Aynı durum 2. el ve vintage kıyafet satan yerlerde de geçerli; kullanılan ürün daha ucuz olmalıyken ederinden de pahalı. Yıllanmış şarap mısın be mübarek?! Ekonomi eğitimi almadım, istatistikçi de değilim ama bir sorun var. Siz bulursanız cevabınızı yazı sonunda söylersiniz, o zamana kadar iyice düşünün…