İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ufak Bir Müge Anlı İle Tatlı Sert İncelemesi

 “Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış.”

Son günlerde Müge Anlı’ya taktım. Bundan sonra da ilgiyle izleyeceğim gibi görünüyor.

Son işlenen 3 olayda, olayların baş şüphelileri ve suçluları konuşmayı beceremeyen, karşısındaki insanı anlamakta zorlanan kişiler. Çok dikkatli dinlediğim halde konuşmaları bazen anlayamıyorum inanır mısınız? İzlemediğim diğer tüm olaylar da böyledir muhtemelen. Normal zekada  ve kendini iyi ifade edebilen insanlar işleyecekleri cinayetleri planlı yaptıkları için genelde çabuk yakalanıyorlar. Güvenlik görevlileri bu kişilerin neyi nerede ve nasıl yapabileceklerini kolayca tahmin edebiliyorlar. Tam tersi, anlayış kabiliyeti zayıf olan kişiler tamamen spontane cinayetler işliyorlar ve ipuçlarını toplamak zorlaşıyor. Aslında şüpheli görüntülerinden ve sürekli olayı çarptırma girişimlerinden dolayı ‘evet bu suçludur’ diyebiliyorsunuz ama kanıtlayamıyorsunuz. Mesela en son Kayıp Gülsüm Teyze olayında, Ayşe Avcı bariz suçlu olan, kendisini de daha önce öz yeğeniyle aldatan ırz düşmanı kocasını öyle bir savunuyor ki tüm stüdyo ekibi her yayından sonra serum taktırmak için soluğu hastanede alıyor. 5 dk önce söylediği şeye söylemedim diyor mesela; evet söylediğini görüyorsunuz ama o kadar üst tondan konuşuyor ve söylemediğine o kadar emin ki bir an için ikna oluyorsunuz. Ben oluyorum. Mustafa’nın cinayetiyle suçlandığı kayın validesini çöplüğe gömdüğüne eminim ama Jandarma bakmamış mı oraya ki sadece ev bahçesini kazıp ceset aramışlar?! Ekran başında izlerken bir takım yargılar oluşuyor; verilen çelişkili ve yalan ifadelerden bu kişi suçludur diyebiliyorsunuz ama kanıt sıfır. Zekasını küçümsediğimiz insanlar nasıl da yakalanamıyor görüyor musunuz? Adamlar tüm güçleriyle zaten oyalanmaya yer arayan yargıyı peşlerinde koşturuyor.

İşin sırrı neymiş? işin sırrı plancı olmamak ve spontane suçlarda.

Kaybolan 3 yaşındaki Miraç’ın babası da öyle. Yapmış bir şeyler herkes biliyor; hala tam bir cümle kuramıyor,  her şeye bilmiyorum diyor, ton sür ton olarak aynı şeyleri söyleyip duruyor. Dışarıdan bakınca yine zekasını küçümsersin ama sebep olduğu olaylar çözülemiyor. Aynı şey 10 yaşında yakılarak öldürülen çocuğun annesinde de geçerli. Delilleri karartmayı diğer tüm seri katillerden daha iyi beceriyorlar. Bütün vakalar Dunning-Kruger Sendromu; inanılmaz bir cahil cesareti var. Kendilerini aklayacaklar diye televizyona çıkabiliyorlar. İnanılmaz. Ben bu kadar psikolojik baskıya dayanamazdım- ki eninde sonunda itiraf ediyorlar- kendilerini cesaretlerinden dolayı tebrik ediyorum. Suçlu olsaydım çıkacağım son yer Müge Anlı İle Tatlı Sert programı olurdu.

Zeynep Ergül olayları, Palu ailesi olayları da aynı patterne sahip: Ağzının içinde lafı yeteri kadar geveleyebilirsen, istediğin kadar zaman kazanabilirsin. Bu kadar suça rağmen dışarıda bu kadar rahat dolaşmaları, hatta televizyona çıkma cesaretleri  ‘adalete’ olan özgüvenlerinden dolayı.

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir