İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

KARA(NTİNA) KOMEDİ

10 Mart 2020: Ülkemizde ilk vakanın açıklandığı ve Sağlık Bakanı Fahrettin bey ile tanıştığımız tarih. Yılların sağlık çalışanı olarak Fahrettin Bey’i ilk kez öğreniyordum, aşırı cahillik. Akşam virüsle alakalı açıklama yapılacağını öğrendiğimde, meraktan evin içinde deli danalar gibi dolandım:

Bihter neyi itiraf edecek Firdevs hanım, Behlül’le ne ilgisi var?”

Aşk-ı Memnu

Gece 12’ye kadar bekledikten sonra malum açıklama yapıldı ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı bir döneme giriş yaptık:

Ertesi sabah hiç de hazırlıklı olmadığımız şekilde bir kolonya ve dezenfektan talebi oldu. Garip bir kalabalık; marketlerde tuvalet kağıdı stoğunun tüketilmesi, anında üretilen maskeler ve fahiş fiyatlara satılması… En çok da tuvalet kağıdı meselesini anlayamıyorum; stok yapmak pekala anlaşılabilir ama dünyadaki bütün insanlar telepatik bir yöntemle mi haberleşip aynı anda aynı şeye yöneliyor? Genetiğe mi kodlandı? O gün akşam eve dönerken karşıdaki Şok markete uğradım, bir sürü tuvalet kağıdı var. Sordum, çalışan kız henüz onları keşfetmedikleri için stokların bitmediğini söylediler. Sonra ne oldu bilmiyorum bilincimi kaybetmişim ve tuvalet kağıdı satın almışım. Yolda Hatice Abla’ya diyorum ki “ Ya ben bunu evde bittiği için aldım yoksa virüsle alakası yok”. Eve ilk defa tuvalet kağıdı almış olmam dışında bir sıkıntı yok. Daha sonra Hatice abla bana dönüp dedi ki:

“Biliyorum canım, aynen ben de o yüzden aldım…”

Birbirimizin sırtını sıvazlayıp eve yürüdük…

Maske olayını hiç anlatmıyorum, şurada bahsetmiştim. Maske konusunda ne kadar ileri görüşlü olduğumu size şu görselle anlatayım, paylaşım tarihine dikkat:

Biz çalışanlar olarak şöyle dolaşırken, tuhaf bakışlar üzerimizdeydi:

Beyaz tuluma o kadar alıştım ki üzerimden çıkarmaya üşenip eve öyle yürüdüğüm zamanlar oldu. Ufak çocuklardan hayal gücü geniş olanları ‘Astronot!’ diye sesleniyordu. Fötr şapkayla dolaştığım zamanlar turist  sanıp el sallayan çocuklar bunlar, hoşuma gidiyor masumiyetleri…

***

Hafta sonları karantinaları, avm ve kafelerin kapalı olması, sahile gitmenin yasak olması, iş ve ev arası mesafenin yürüme ile 1,5 şarkı uzaklıkta olması, hastalarla temasın en aza indirilmesi için kapalı kepenk arkasından hizmet vermemiz falan, 2-3 ay boyunca hepi topu 1 hektar alanda dolanıp durdum. Gökyüzünde gördüğüm bulutlar bile aynıydı neredeyse. Akıl sağlığı için hiç yararlı bir durum değil. Hele kepenklerin sürekli kapalı olup, orada açılan delik üzerinden ilaç vermemiz zombi istilası sonrası askeri üsse sığınan bir grup insan gibi hissettiriyordu.

Daha sonra hayatımıza Şevval Şahin ve poposu, Duygu Özaslan’ın fazla kiloları girdi. İnsanlar sürekli bir akım başlatma peşinde oldular; bellerine yastık bağlamalar, değişik kahveler yapmalar, ekmekler, Hacı Sabancı’nın denize sıfır evi falan… Kükremiş sel gibi bendimi çiğneyip aşacaktım, o derece… Virüsün kendisinden çok bu insanlardan sıkıldım. Maskelerin fiyatları yüzünden linç edilme, tatile gittiğimiz için linç edilme falan süreç yordu. 15 günde normale döneriz diye başladığımız süreç 1. senesine girmek üzere.

Aşı da aşı diye inliyorduk, aşılar bulundu bu sefer ‘aşı olmam’cılar türedi. Kısır yapıyor dendi, genetiğimizi değiştirecekler dendi, ırkımızı bitirecek dendi. Bunlar hep İllüminati tayfanın işi. Aşı şirketleri de aşıyı bulduktan sonra bol bol virüs spekülasyonu yapmaya başladılar: virüsle mücadele 10 yıl sürecek falan. Onları da anlıyorum, bir sürü yatırım yaptılar üretim yaptılar aşı için, tamam o kadar masrafa kazanç sağlamanız lazım ama virüs bitmeyecek ki zaten üzülmeyin; aşılar sayesinde biz bağışıklık kazanacağız. Ta ki yeni tip bir virüs yeni bir pandemi yaratana kadar.

Türk komedi filmlerine yaraşır bol bol olay oldu tabi:

Gizli gizli kumar oynayıp basılanlar
Muhtar isyanda

Bu süreci nasıl idare ettiğimize dair çok değişik duygular içindeyim. Bir yanda 4’ten fazla insanın katılamadığı kimsesiz cenazeler, bir yanda Lebaleb

Bütün bir yazı boyunca 1 kere bile Covid ya da Korona demedim farkında mısınız? Sanırım bu bünye normalleşme için hazır artık. Hayallerimi bile askıya aldım daha ne yapayım. Maske zorunluluğu bitti dendiği anda atar giderim bu maskeyi hiç tereddüt etmeden.

Bir yorum

  1. Mustafa Mustafa 25 Şubat 2021

    Merhabalar Yeşim Hanım
    Yazılarınızı keyifle okuyor ve takip ediyorum. Konuları çok güzel yorumluyor ve aktarıyorsunuz. Sürükleyici akıcı ve aynı zamanda eğlenceli yazılar yazıyorsunuz. Son yazdığınız KARANTİNA KOMEDİ gerçekten yaşanmış ve herkesin he evet aynen böyle dediği bir yazı olmuş emeğinize sağlık yeni yazacağınız yazıları merakla bekliyorum 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir