İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

EKONOMİ SÜPER!

Evet başlıkla sizi trolleyebildiysem buradan asıl düşüncelerime geçiyor ve

Bilal’e anlatır gibi anlatıyorum.

Şu aralar Sahibinden.com’da sürekli 2. el arabalara bakıyorum; hemen bozulmayacak ya da daha az tamir gerektirecek olanlar 60-70’ten başlıyor. 2015’te sıfır hali 55- 60.000 olan otomobil bugün 110.000 TL. Değerinin kullanıldıkça düşmesi gerekirken ikiye katlanması aşırı saçma? Aynı durum 2. el ve vintage kıyafet satan yerlerde de geçerli; kullanılan ürün daha ucuz olmalıyken ederinden de pahalı. Yıllanmış şarap mısın be mübarek?! Ekonomi eğitimi almadım, istatistikçi de değilim ama bir sorun var. Siz bulursanız cevabınızı yazı sonunda söylersiniz, o zamana kadar iyice düşünün…

Televizyonu her açtığımda ekonomi şöyle kötü böyle kötü; başka bir kanalı açtığımda ekonomi Avrupa’nın en iyisi. Şimdi bir yanda Bakan Albayrak, bir yanda gittiğim marketin fiyatları var. Gerçeği her ne kadar kendi gözlerinizle net şekilde görüyor da olsanız, cebinizdeki parayı da pazara yettiremediğinizi  bildiğiniz halde bir şüphe oluşuyor: Acaba mı? Algımda bir sorun var? Sadece muhalif olduğum için mi ekonomiyi kötü perspektiften görmek istiyorum?

Akıl sağlığınızı test etmek için çok güzel bir psikolojik deney var: Asch deneyi

Wikipedia sayfası

Wikipedia kapanırsa falan bir de başka link ekleyeyim:

Evrim Ağacı sitesinden: Asch’ın Uyum Deneyi: Çıkıntı Olmamak Adına Hizaya Girmenin Psikolojisi!

Hadi yazı okumak istemiyorsanız video da atalım:

Hepsini en kısa yoldan özetlemem gerekirse, insanın doğru bildiğini sandığı ve gördüğü şeyin tersini iddia eden bir gruba karşı tutumu ve yanlış olduğunu bildiği halde “onlar bunu iddia ediyorsa kesin doğrudur” düşüncesi oluşmasını anlatıyor. Önemli bir deney. Anlatmak istediğimi anlattım sanırım, sonraki adıma geçiyoruz.

Kendi hayatımdan çok basit bir örneklem seçiyorum: Kozmetiğe meraklı biriyim, daha doğrusu biriydim. Meraklılık artık sadece Youtube videoları izlemekte ve kozmetik blogları okumakta kaldı. Zorunlu şekilde tasarrufa yöneldim. 2016 yılına ‘pik‘ yapan kozmetik aşkım Amerika’dan kozmetik siparişi vermeye kadar uzandı. O zamanlar sadece Boyner’de satışı olan NYX marka TAUPE allık mağazada 45 tl civarındaydı. Çareyi Beautyjoint.com sitesinden riskli şekilde sipariş vermekte buldum; gümrükte takılma riski vardı. Sonuç olarak 2016 Ocak ayında bu siteden 5 Dolar’a 3 adet allık siparişi verdim. 15 gün sonunda bedava kargoyla PTT üzerinden elime ulaştığında bana toplam masrafı 45 tl olmuştu. Yani Türkiye’den 1 allık alabilecekken yurtdışından 3 allık alabilmiştim. Bunu o günkü Dolar kuru üzerinden söylüyorum çünkü o zamanlar yaklaşık 2.90 ya da 3 tl civarındaydı:

10 Şubat 2016 Döviz kuru listesi

Şimdi 4 sene sonunda, Türkiye’ye gelmiş olan bu spesifik allığın fiyatına bakalım:

Nyx’in kendi sitesinde 49,99 tl

Beautyjoint sitesinde 6,50 Dolar olmuş.

Buradan ilk bakışta bugünkü kur ile 6,50 Dolar’ı Türk Lirasına çevirdiğimizde 50 tl yapıyor. Yani Amerika’dan bu allığı sipariş etmeye kalksam 1 adet allık bana 50 liraya mal olacak. Ancak öyle değil. Geçtiğimiz 4 yıl içerisinde Türk parasıyla 3 tane alabiliyorken şu an 1 tane alabiliyorum. Evet asgari ücret 2016’da 1.300 tl idi. O yılki asgari ücret bugünkü asgari ücrete göre daha düşük olmasına rağmen aynı birim parayla aynı üründen 3 tane alabiliyordum. Işık yandı mı azıcık? Asgari ücret arttı ancak alabileceğim ürün sayısı azaldı. İğneden ipliğe her şeyin, ya kendisinin ya hammaddesinin yurtdışından geldiği bir ortamda da ‘Maaşını Euro ile mi alıyorsun?’ demeyin, cahil muamelesi görürsünüz aman diyim. Sonra bu fiyatlar neden arttı?

Bakın ÖRNEK CAHİL köşemize şöyle bir vatandaşı ekledik, siz böyle olmayın:

Yukarıda verdiğim makyaj malzemesi örneklemini bütün elektronik aletlere, binek araçlara, benzine, doğalgaza, önemli ham maddelere, ilaçlara ( yabancı yerli farketmez) uyarlayabilirsiniz. Üretimi Türkiye olan ürünler bile etkileniyor bu durumdan çünkü o makineleri çalıştıracak mazot ve üretim parçalarının bir kısmı( ham madde ve parçalar) yurtdışından ihraç ediliyor.

TÜİK verileri güzel, güzel olmasına ancak market fiyatları ile çok fazla fark var. Doğruluk Payı sitesi ortaya atılan iddiaları ince şekilde araştırıyor ve haklı olup olmadığını istatistiklerle açıklıyor.

Aslında istatistiklerin de artık pek bir güvenilirliği yok. Eski Britanya Başbakanına kulak verelim:

Üç çeşit yalan vardır: Yalan, kuyruklu yalan ve istatistik.

Benjamin Disraeli

Son 9 Yıldaki Yeni İstihdam 10 Milyon mu? Mesela bu iddianın doğruluk payı yok ancak Borsa İstanbul “(BIST100) tarihinde ilk kez 13 gün kesintisiz artarak tarihinin en uzun soluklu yükselişini gerçekleştirdi” iddiası doğru.

Türkiye normalleşme döneminde ekonominin tüm göstergelerinde kıyas ülkelerin tamamına göre pozitif ayrışan ülkelerden biri oldu iddiası ise doğru değil yine. Bakan Bey’in açıkladığı bu büyük ölçekli istatistikler doğru olmuş olsaydı dahi küçük ölçekli yaşayan biz vatandaşlara hiçbir getirisi yok. Ekonomik ‘iyi‘ gelişmelerin yine büyük vatandaşlar için olumlu bir getirisi var; büyük müteahhitlere, büyük üreticilere ve büyük ihalecilere. Ürünlere yansıtarak elde ettikleri kâr bedeli bizim cebimizden çıkıyor sonuç olarak. Klişe olarak zengin daha zengin, fakir daha fakir oluyor. Akıl fukaraları da artan ihracat ve ithalat bedellerinin kendisini zenginleştirdiğini zannediyor; haftanın 6 günü 11-12 saat çalışarak kredi kartının sadece asgari ücretini ödeyebiliyor ve bunun adına “geçiniyoruz, durumumuz iyi” diyebiliyor.

Şimdi oturup bir düşünün. Sizde borç içinde kılı kılına mı geçiniyorsunuz? Hiçbir siyasi parti penceresinden bakmadan cevaplayın: Ne için çalışıyorum? Nasıl yaşıyorum?

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir