İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bir eczane çalışanının gözünden Türkiye’nin karantina ile imtihanı

İçinde bulunduğumuz  bu olağanüstü süreçte çok ilginç şekilde, böcek sürüsüne benzer davranışlar sergiliyoruz. Serbest bırakıldığımız anda ortalığa rastgele saçılmış gibi dağılıyoruz. Zorla bir yere kapatılmadıktan sonra, kendi özgür irademizle evde kalmayı beceremiyoruz.  Her birimiz kendimizi özel sanıyoruz ve her zaman koyun sürüsünden ayrı tutuyoruz. Son 1,5  ayda aslında birbirimizden farklı olmadığımızı; sistemin ufak birer parçası, koyun sürüsünün bir üyesi olduğumuzun farkına vardık. En entellektüelinden, en liberaline, en muhafazakarından en sosyalistine her kesimden çok büyük bir kısım insanlar olarak  marketlerde makarna ve tuvalet kağıdı stoklarını bitirdik. Kendi ailem ilk karantinanın açıklandığı 10 Nisan gecesi ihtiyaç almaya çıkmadı; 2 gün açlıktan ölmeyiz dedik ama babamla kardeşim sigarasızlıktan kafayı yemeye başladığında içimden keşke o gece sigara falan almaya gitselermiş dedim .

Miletimizin Covid-19 ile değil karantina ile büyük bir savaşı var. Virüs ile savaşı sadece sağlık çalışanlarına bıraktık.

Ayrı başlıklar altında gidelim; ilk sırada bedava maske uygulaması  var. İlk açıklandığında vay be en doğru adım dedim. İlk dağıtım olmadan önce acayip bir enerjiyle herkese bedava dağıtma isteği vardı. Daha önce parayla sattığımız maskeler bize depodan çok pahalıya geliyor, biz de pahalıya satmak zorunda kalıyorduk.  Maskeler parayla satılmayacak kararından sonra kalkıp göbek atacaktım  çünkü her gün ayrı hakaret ayrı tehdit ayrı kavga oluyordu. 2019 Aralık ayı gibi 1,5 liraya steril maske mi olur diye iş arkadaşımla birbirimize girmiştik; gözüme çok pahalı gözükmüştü. O maskeler ayrı ayrı paketlenmiş  eli yüzü düzgün maskelerdi. 2020 Mart ayında 5 TL’ye sattığımız maskeleri, açıkçası,  ben takmaya korktum. Devlet eliyle denetlenerek ve sayıyla bize gönderilecek maskeler hiç değilse sterildir diye düşündüm ama değildi. Maskeler ilk eczaneye ulaştığında ufak bi şokla hayal kırıklığı arasında gittim geldim: bize daha önce satmamız için gönderilen maskelerdendi. Anladım ki depo elinde ne varsa onu gönderebiliyordu. İkinci sıkıntı nasıl bir eczane programıyla dağıtılacağıydı. Onu da çözdük hızlıca. Bizim için süreç deneysel ilerliyordu. Normalde haftada 1 zar zor yeni duyuru yayınlayan Eczacı Odası  artık hergün 3-4 yeni duyuru yayınlıyordu. Bu bile başlı başına olağanüstü bir durum. Duyuru yayınlanıyor yayınlanmasına lakin hiçbir konu hakkında işlem basamağı net şekilde anlatılmıyordu. Hastalarımızın da bizim de kafamızda bir sürü soru var. Mesela 10 günde 1 yeni mesaj mı gelecek yoksa aynı mesajlarla mı maskeler dağıtılacak? Onu şöyle çözdük: ilk maskeyi verdikten 12 gün sonra tekrar maske almaya gelen adamın eski şifresiyle tekrar alamadığını, yeni kod beklemesi gerektiğini öğrendik. 10 gün bekledik bu süreç için yani. Ayrıca kod gelmeyenler için eczaneden kod oluşturulacak dendi, yok öyle birşey. Sadece sorgulama yapıp kodu kendine ulaşamayan kişilere verebildik. Kodsuz 10 sorgulamadan 2’sine falan verebildik yani.

Neden mi bu kadar ayrıntılı yazdım? Çünkü bu sorular bize sürekli soruluyor. Bu süreçte ihtiyacınız olursa açar açar okursunuz 🙂

İlk günler ohh hareket de ediyorum mis gibi akşama kadar saat nasıl geçiyor diye zevkle dağıttım maskeleri. 57-65 yaş arası dağıtımlarda aşırı bir yoğunluk olmuyordu, orta dereceli bir yoğunluk vardı. Herkes soru soruyor biz sıfır bilgiyle cevaplamaya çalışıyorduk:

– Bu maskeler günlük mü dağıtılacak haftalık mı?

+ 10 günde 5 maske dendi, bilmiyoruz

-Bana şifre gelmedi eşime geldi ben nasıl alacağım?

-Şifre gelmesini bekleyeceğiz

Bu soruların bini bir para…

Zaten 15 Mart’tan beri raporlu ilaç kullananların ilaçlarını biz reçetesiz karşılıyorduk, yoğunluk o zaman hafiften başlamıştı.

Maske kodlarının herkese gönderilmeye başlamasıyla kıyamet gibi bir yoğunluk oldu. Günlük ortalama 350-400 kişiye hem maske hem reçete için hizmet veriyoruz hem bir o kadarını da şifresi gelmediği için geri gönderiyoruz. Üst seviye bir tahminle günlük toplam 500 kişiyle muhattap oluyoruz. Gözünüze fazla görünebilir ama 4-5 çalışanla hizmet veriyoruz. Bu kadar kişiyle temas halinde olmanın getirdiği riski görebiliyor musunuz? Bu işi ben yapmasam başka biri yapacak, yine bulaş riski var ama bu işin başka türlü yapılabilirliği de yok. Bu işin sadece PTT çalışanlarına yıkılması büyük haksızlık olurdu çünkü ben en azından tek bir mekandan dağıtım yapıyorum, onlar her bir haneye her bir sokağa tek tek ulaşmak  zorunda kalacaktı. Onların da canı var, el insaf. Sadece eczane  ve PTT olmaz birçok farklı kanallardan dağıtım yapılmalı ki yoğunluk yayılmalı. Algıda seçicilik mi yapıyorum bana mı denk geliyor bilmiyorum ama benim denk geldiğim kadarıyla evde kalan kişilere maske kodu giderken çalışan kesime daha az gidiyor. Sağlık Bakanlığı’nın çalışan SSK’lılar listesine göre dağıtım önceliği yapmalı. Sistemin bu konudaki açığı kayıt dışı SSK’sız çalışanlar ve yabancı işçiler olurdu gerçi. Bunlara nasıl bir düzenleme yapılır bilmiyorum; parayla olsa onlar da asgari ücretle geçiniyor, bir yere kadar bütçe ayırabilir. Of iki ucu boklu değnek. Herkese bedava gidecek gitmesine de gitmiyor işte…

“Ülke çapında işe yarıyorum” diye başladığım hevesim, o yoğun günlerle birlikte insanların sorularını cevaplayamayacak kadar yorgun ve yılgın hale gelince bitti doğal olarak. İnsanların sorduğu  soruları inanılmaz saçma bulmaya başladım. Aşırı tepki gösterenler, sürekli aynı soruyu soranlar …63 yaşında bir ev kadını olan hastam kendisine verilen 5 maskeyi yetersiz buldu mesela, istemsizce çıkıştım hemen:

+Bunlar sana her gün dışarı çıkman için gönderilmiyor! Evde kalacaksın, zaten çalışmıyorsun. Markete ya da eczaneye  gitmen gereken zaruri durumlarda kullanman için veriliyor!

-Ama bu 5 maske bana 10 gün yetmez:(

+Çalışan çocuğuna falan mı vereceksin?

-Yoo

+Eee?

…………………………………………….

Sonra,

Çorum’da evde durmayan ailesini kolluk kuvvetlerine şikayet eden sağlık çalışanı  geldi aklıma. En doğrusunu yapmış zaten. Ben de bazı durumlarda eşi dostu şikayet etme derecesine geldim. Babam durumun ciddiyetini anlasın diye Salgın filmini zorla izlettim. Tam şu an dışarı izliyorum, sokakta yürüyen kişilerin %70i (inanın diye salladım ama aşağı yukarı öyle) 65-70 yaş üstü. Bir keresinde şikayet edeyim dedim, 153 sürekli meşgul çaldı usandım vazgeçtim. Emekli kesimi bizi bu süreçte yıldırdı. Kanı kaynayan cıvıl cıvıl olan genç kesimin aksine kımıl kımıl ortalıkta dolanıyorlar. Bahar bir onlara bahar sanki. Sokak röportajlarında insanlar beni içeri sokamazsınız diyor. Nasıl bir psikoloji bu anlamıyorum.

Zorunlu hafta sonu karantinasında da Eczacı Odası anlamsız kararlar alıyor şu an. Normalde bayramlar ya da pazar gibi  çok  yoğun olan günlerde tek nöbetçiyle çalışılırken, karantina günlerinde 3 nöbetçi çalıştırıyor. Karantinada zaten günde en fazla 3-5 kişi geliyor. Ona da 3 eczane nöbet tutturuyor ki o gün toplu taşıma çalışmıyor, iş yerine güç bela ulaşmaya çalışan insan sayısı artıyor. Az eczane nöbete kalırsa işyerine ulaşmaya çalışacak kişiler de az olacağı için belki onlara özel bir uygulama yapılabilir( her eczane için bir araç gönderilebilir).

Her açıdan bu sürecin bizim için darmadağın yürüdüğü apaçık. Gerekli önlemleri kendi çapımızda alıyoruz ama bir yere kadar etkili oluyor. Herkesin canı evde sıkılıyor evet. Şu durumda evde kalmaktan memnun tek kesim introvert(içekapanık) millet. Olay evde kalmaktan sıkılmak da değil. Belirsiz sürecin yarattığı stres kaynaklı  evde kalamama zartı zurtu. Herkes kendini deli gibi yapmış.

Aslen enfekte kişinin evden çıkmaması gerekiyor ama o kişileri de evde tutamadığımız ve enfekte ettiği kişileri tam olarak tespit edemediğimiz için evde kalmamız gerekiyor. Şu cümleyi yazmadan yarım saat önce reçetesinde Covid tanılı bir hasta geldi ellerde koruma yok, ağzına öylesine maske geçirmiş gelen gidenle konuşuyor. Ah be Cavit amcam ne yapıyorsun? Sıcak kanlı olmanın sırası mı?

Konuştuğu kişilere kolonya tuttum falan ama nafile. Camideki hoca günde 5 kere evde kalsanıza canını yediklerim diyor, cemaati kapıda birbirine el şakası yapıyor…

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir